31
Jan
Posted in Eğitim, Hayatın İçinden | No Comments »
Türkiye’de üniversite eğitimi gören kadın oranı yüksek geliyor, değil mi hepimize? Çünkü çoğumuz üniversitedeyiz. Etrafımızda okuyan bir sürü bayan var. Bayan öğretmenlerimiz de var. Kadın akrabalarımızdan üniversite mezunu olanlar veya üniversite eğitimi görenler var. Peki bizim bunca üniversiteli kadın yığınımızın oranı üniversiteye gidemeyen oranla kaç, biliyor musunuz? %2. Evet, Türkiye’de üniversite eğitimi görmüş kadınlarımızın oranı sadece %2. Sadece…
~ Gündoğdu Meydanı’nda İnsan Hakları Sergisi var, kaçırmayın derim.
Tags: üniversite, Eğitim, eğitim hakkı, hak, insan, insan hakları, Kadın, oran, sadece, türkiye
31
Jan
Posted in Hayatın İçinden | No Comments »

Bu da benden Osmanlı Fatihi’ne (!) gelsin. İyi ki varsın Neyzen Tevfik.
Ben sana bok demem,
Boklar duyar ar eder.
Bir zerren düşse boka,
Onu da mundar eder.
Çoğunuzun anladığını düşündüğüm bir konu hakkında başka yoruma hiç gerek yok kanımca. Çünkü artık laf anlatmaktan, nefes tüketmekten yoruldum. Kör cehalet herşeyden kötüdür. Kör cahillerle uğraşa uğraşa ben tükendim. Ben susuyorum, Neyzen konuşuyor. Sevgilerle…
Tags: davos, neyzen tevfik, osmanlı fatihi, recep tayyip erdoğan, rte
31
Jan
Posted in Saçmaladıklarım | 2 Comments »
Ben memlekete giderim arkadaş!
Tags: gitmek, memleket, sonunda
27
Jan
Posted in Saçmaladıklarım | No Comments »
Kıskandım orayı ve insanları.
22
Jan
Posted in Saçmaladıklarım | 2 Comments »

Öyle garip bir insan oldum ki ben bu hafta, kendimi tanıyamıyorum. Finalden çık -zınk! Soluğu tavlada al. Yüz el oyna sonra. Akşama kadar tavla oyna. Hatta Konak’tan Alsancak’a yürürken ve önemli bir işin varken, Pasaport’ta boş bir masa ve o boş masanın üzerinde bir adet tavla gör, çök hemen oraya. İşi mişi siktir et. Hava soğuyana kadar tavla oyna. Peşpeşe 4-4 at ve mutlu ol. Bir kere mars et ve havasını at. Ve bir sürü kere harcan. Pişman değilim, tavla bulduğum yere çökerim!
Tags: Alsancak, Oyun, pasaport, tavla
20
Jan
Posted in Şiir | No Comments »

İstanbul’da, Boğaziçi’nde,
Bir garip Orhan Veli’yim;
Veli’nin oğluyum,
Tarifsiz kederler içinde.
Urumelihisarı’na oturmuşum
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum:
“İstanbul’un mermer taşları;
Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları;
Gözlerimden boşanıyor hicran yaşları;
Edalı’m,
Senin yüzünden bu halım.”
“İstanbul’un orta yeri sinema;
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;
El konuşur, sevişirmiş, bana ne?
Sevdalı’m,
Boynuna vebalim!”
İstanbul’da, Boğaziçi’ndeyim.
Bir fakir Orhan Veli;
Veli’nin oğlu,
Tarifsiz kederler içindeyim.
Orhan Veli Kanık
Tags: Şiir, İstanbul Türküsü, istanbul, Orhan Veli Kanık
20
Jan
Posted in Saçmaladıklarım | No Comments »
Yüzlerce evim olsa da hepsini tek tek dekore edebilsem. Herhangi bir kıyafet mağazasına bakmaktan çok, ev dekorasyon mağazalarını gezmeye bayılırım. Kendimi bildim bileli bu böyledir. Olmayan evimi dekore ederim yıllardır. Değişik bir duşakabin modeli mi gördüm; dınk! Yolun ortasında duruveririm nereye gidersem gideyim ve sonra hemen kafamda başlarım işlemlere; “bu duşakabine beyaz üstüne siyah desenli banyo takımı iyi gider. Banyo dolapları da beyaz oldu mu, takım tamamlanır.” Evet, işte benim beynim bu şekilde çalışıyor.
Read the rest of this entry »
Tags: dekorasyon, ev, ev dekorasyonu, iç mimari, keşke, modern