Mar
Archive for March, 2009
Mar
Ben Aslında
Posted in Saçmaladıklarım | No Comments »
Ne desem bilemedim… Gecenin 2:45′inde geliverdi aklıma. Ben aslında çok acayip ters bir insanım ama aynı zamanda çok da cana yakınım. Şimdi ben de bilemedim hangisi ağır basıyor. Ama ciddi anlamda ne zaman gudubetliğim tutar ne zaman insan canlısı olurum, bunu ben kendim bile kestiremiyorum. Hiç tanımadığım bir insanla iki dakikada acayip güzel bir muhabbet kurarken, yakın dostlarımı dinlemeye filan katlanamıyorum mesela çoğu zaman. Ya da normalde hiç sevmediğim bir insanın da insani yönleri olabileceğini düşünerek gün boyu onunla havadan sudan konuşuyorum. Bunları neden yaptığımı da hiç bilmiyorum açıkçası.
Mar
İzmir’im Seninle Gurur Duyuyorum!
Posted in Hayatın İçinden | 3 Comments »
Seçim sonuçlarının heyecanıyla yazıyorum bu yazıyı. Evet, bütün ülke genelinde kara ampüller yandı ama benim için çok önemli 2 şey oldu.
1.si memleketimde, Karadeniz’imde, DSP ve CHP aldı belediyeleri -ki bu oldukça şaşırtıcı idi. Eminim, onlar da kendi kendilerine şaşırıyorlardır. Ama aynı zamanda bu muhteşem de bir şey. O yüzden ben de bunun şaşkınlığı ama aynı zamanda coşkusu içindeyim.
2.si ise artık kan davasına dönen bir sürece güzel bir yanıt veren İzmir’imdi. Güzel bir yanıt hafif kalır; tokat gibi bir yanıttan bahsediyorum! %50′nin de üstünde bir rakamla, biz güzel şehrimizi örümcek ağlarından, üzerimize uzanan ellerden koruduk. İzmir’in demokrasi sevdalısı olduğunu, batılı ve çağdaş olduğunu, diğer tüm şehirlerden farklı olduğunu yine ve yeniden kanıtladık. O yüzden o kadar mutluyum ki kendimden geçtim bile diyebilirim şu anda. İzmir, seninle gurur duyuyorum!
Mar
Sevmediklerim Vol. I
Posted in Saçmaladıklarım | No Comments »
Sevmediğim ya da bir türlü ısınamadığım tiplerden bahsetmeye karar verdim. Şu aralar bu tiplerin başında Aslı Güngör geliyor sanırım. Son Öpücük, Dön Gel vb. her yerde bu kadını görmekten gerçekten nefret ettim. Bir de şarkılar da şarkı olsa! Son öpücük, son öpücük dırı vırı, ondan sonra da alakalı alakasız her mısranın başına “bu sana” ekle, olsun sana şarkı! Ben de şarkı yapacağım bu iş bu kadar olmalıysa. Ayrıca Beyaz Show’da izlemiştim ben bu hatunu, afedersiniz ama safın teki. Aslında başka bir şey yazacaktım ama hadi “saf”la idare edeyim. Ef pef!
Mar
Bana Ayak Yapma
Posted in Saçmaladıklarım | 4 Comments »
Başlık pek uymadı aslında; aman neyse ne. Şimdi durum o değil. Benim yakın bir arkadaşım var, buradan kendisine seslenmek istiyorum;
“Bak kızım, biliyorum beni çok seviyorsun. Keza ben de seni çok seviyorum, artık ailemden görüyorum, ki bugüne kadar beraber yaşayıp atlattıklarımız da yenilir yunulur şeyler değildi. Lakin, bu aralar sana çok pis kıl olmaya başladım. Bir kere o kadar gevezesin ki ben artık sana katlanamıyorum. Ben katlansam kafam kaldırmıyor. Alakasız alakasız konulardan bahsederek nereye kadar gidecek bu böyle? Ortamda ne zaman birisi konuşsa, sözünü kesip araya atlıyorsun ve hep kendinden örnek veriyorsun. Bu dünyada en nefret ettiğim şeydir kendinden örnek veren insanlar. Böhk!
Ayrıca, kulağıma geliyor, orada burada insanlar hakkında konuşup olayın içine benim de adımı karıştırıyormuşsun. Nıt nıt yanlış hamle! Bir kere ben o sınıfta herkesi seviyorum, sen kendi kişisel problemlerine lütfen “Çiğdem de zaten x’i sevmiyor” diye beni karıştırma; çünkü seviyorum! Ben okuldaki herkesi seviyorum nokta! Yarın öbür gün birilerinin kulağına gidecek bu laflar, suçum günahım yokken karambole gideceğim valla o zaman çileden çıkarım, dostluk mostluk da dinlemem!
Son olarak; biraz kendi ayakların üzerinde durmayı öğren be kızım! Götüm kadar yolda giderken koluma girmeye çalışma. Ben bir ortama girecekken aradan sen de sıvışma. Bir geride dur. Bakalım da o gün bizim ortamımızda senin aramızda olmanı isteyen olacak mı? Bir işin varsa lütfen git ve kendin hallet. Şehri biliyorsun, otobüsleri biliyorsun, koskocaman insansın, her yere yanında beni de sürüklemenin alemi var mı?! İlkokulda tuvalete beraber giden kızlar gibi her zıkkıma seninle beraber gelmek is-te-mi-yo-rum! Bana ne ya ayrıca. Üşengeç insanım ben, sürekli orada burada gezip duramam. Ayrıca tuvalet demişken; okuldaki tuvaletlere de yalnız gidemiyorsun ya, en çok ona kıl oluyorum. Ulan yanı başında tuvalet işte, siktir git ne bok yiceksen ye, beni de yanında neden sürüklüyosun? Sen işerken ben seni kapının kenarında beklemek zorunda mıyım? Yakında altını bağlamamı isteyeceksin, ondan korkuyorum valla.
“Çiğdem, bana kitap bakmaya gidelim mi?”
“Çiğdem, bana ayakkabı alalım mı?”
“Çiğdem transkript almaya benle gelir misin?”
“Çiğdem kuaföre gidelim mi?”
“Çiğdem bokumuzu yiyelim mi?” “Çiğdem eşşeğin ziki” gibi cümleler duymak istemiyorummmmmmmmmmmm!
Kısacası;
Bu aralar benden uzak dur, gözünü seveyim yoksa kalbini kıracağım.”
Ohh rahatladım!
Mar
Bir Daha Bir Daha!
Posted in Saçmaladıklarım, İnternet Dünyası | 1 Comment »
Valla sene başından beri bütün Dişi Yakarış videolarını izledik ve izliyoruz arkadaşlarla. Hatta bırakın izlemeyi, hepsini ezberledik. Kaçıncı dakikada kim ne diyecek artık biliyoruz ve tabii ki muhabbetimizin çoğu bu diyaloglar üzerinden dönmeye başladı. Kendi kendime kaldığım anlarda bile kafamın içinde Cengiz & Nevriye Budak‘ın müthiş diyalogları dönüyor. Favori videomuzu sizinle paylaşmak istedim. Bence gelmiş geçmiş en komik Dişi Yakarış videosu bu!
Mar
Koku
Posted in Saçmaladıklarım | No Comments »
En çok da kokuna dayanamıyorum senin. Tam da durdurmuşken içimdeki “sarılsana” diyen sesi, kokunu duydum mu bir daha, bir daha, bir daha… Bir daha sarılmak istiyorum. En çok da kokun işliyor içime. Bir de gülüşün; gülüşlerimiz… İyi ki varsın!
“Ver o güzel gözlerinden birini takayım gönlüme
Bak o zaman konuşmadan da görünür yüreğin gözüme”
Mar
Özlememek
Posted in Saçmaladıklarım | No Comments »
Hani bir çok insandan duyarsınız ya “keşke çocuk olsam” ya da “keşke geçmişe dönsem” tarzında cümleler. Hatta bu cümleleri kuran insanlardan biri siz bile olabilirsiniz. İşte ben sizi hiç anlamıyorum, biliyor musunuz? İnsan neden geçmişe dönmek ister ki? Önümüzde doya doya bitiremeyeceğimiz bir gelecek var halbuki. Geçmişte herşey saftı, masumdu, güzeldi, mutluydu ıvır zıvır bir sürü neden sayabilirsiniz biliyorum. E benim de öyleydi? Ama bu hiçbir şeyi değiştirmiyor.
Bir kere çocuklar gerizekalı olur. Çocukluk dönemi de, ergenlikten sonra insan hayatının en büyük rezilliğidir. Yaşadığın şehirde doya doya gezemezsin, mahallenden dışarı çıkmana kimse izin vermez, okul arkadaşlarının doğum günü partisine gidersin mal mal, orada da “ali ayşe’yi seviyor” tadında takılırsın, kola içer kek yersin, bir şey giyeceksen onu kendin seçemezsin, dünyanın en mal kıyafetlerini annen ve baban senin için seçer -çok da lazımmış gibi ve herşeyin sorumlusu sensindir, sürekli bir azarlama, bağırma filan. E o dönemi atlattın mı hemen peşine ergenlik geliyor? Abovvv beterin beteri kesinlikle! Bitmek tükenmek bilmeyen bir melankoli, tüm dünya size karşı, anne-baban seni anlamıyor (he he), süper bir asisin, bu dünyayı sen değiştireceksin falan filan. Sen önce suratındaki sivilceleri yok et, denyoooo!
Özetle, geçmiş güzel olabilir ama yaşandı bitti. Hayatımda hiçbir dönemde de eskiye dönmeyi istemedim bu mantıkla yaşadığım için. Bence gün geçtikçe hem ben hem de dünya üzerindeki diğer şeyler daha iyi oluyor. İşte biz buna deneyim diyoruz ve ben deneyimi herşeye tercih edebilirim. (William Blake‘den Songs of Experience‘ı dinlediniz ehehehe =))
Mar
Alacam O Yerlerden Sana Mor Yazma
Posted in Müzik Kutusu | No Comments »
Detone muhteşem bir grup! Ver O Güzel Gözlerinden Birini adlı şarkıyı mutlaka dinleyin. Buyrun size müthiş eğlenceli bir Detone şarkısı :
Mor Yazma
Aşık oldum kapıldım hissine istedim babandan
Buyum ben dedim bak hiç tükenmedim düşmedim yakandan
Hep allem ettin ne kullem ettin mezsimi kuruttun
Tarlayı sattım bağı mağı bozdum alamadım babandan
Ne yapsam ne etsem koptum gittim ben üzülme sen
Kaldım şehirlerde sen bana kızma hep
Haber vercem ben sana moralini bozma
Bilemiyom nezaman geri gelecem
Alacam o yerlerden sana mor yazma