Archive for May, 2009

Takıntılı İnsanım

Posted in Saçmaladıklarım | 2 Comments »


Çoğumuzun da böyle oluyordur, eminim. Bir şeyler hoşuma gitmişse oldukça uzun bir süre ona takılırım; bu bir kitap, müzik ya da film olabilir ama genelde şarkı oluyor. Bu aralar da Notre Dame De Paris müzikaline takmış bulunmaktayım. Müzikalı indirmekle kalmayıp, albümünü de indirdim. Mp3 çalarımdan bilgisayarıma, telefonumdan diğer bilumum elektronik eşyalarımda artık Notre Dame De Paris var. Kendimi alamıyorum dinlemekten. Dinleyemediğim anlarda da içimden söylüyorum şarkıları. Özellikle Belle çok fena dilimde. En çok öne çıkan parça da Belle zaten kanımca. Frollo karakter olarak oldukça ilginç, en çok onun çelişkilerine bayılıyorum. (Dipnotumsuydu).
Müzikala gelince; mutlaka izlemelisiniz! Youtube’da parça parça var; olmadı bana ulaşın ben size temin ederim her şekilde. Çünkü bugüne kadar sanat adına izlediğim / dinlediğim tüm şeyleri unuttum ve müzikale odaklandım. Gerçekten, Fransızlar bu işi biliyor. Fransızca hayatım boyunca bana nazik veya güzel gelmiş bir dil değildir ama Notre Dame’ın müziklerini dinlerken kendimden geçiyorum.
Bu yazıyı yazarken bile winamp’tan Esmeralda sesleri yükselmekte. =D

Charge Me Again Again And Again!

Posted in Saçmaladıklarım | No Comments »

in currents of cobalt
you storm through my heart
to sever, to puncture
the memories that burn
let sweep through the arteries
in sharp stabs of pain
your talonlike fingers to kill me again !!!

Mor Ve Ötesi Rüzgar Gibi Geçti

Posted in Saçmaladıklarım | 2 Comments »


Çok mu stereotip bir başlık oldu? Neyse… Bu sene KoçFest 21 Mayıs’ta -yani dün- Ege Üniversitesi‘ndeydi. Aslı ve MvÖ geliyordu şenlikler kapsamında. Ee MvÖ’yü kim kaçırır ki? Yerimizi daha Aslı sahnedeyken almıştık. Gerçi çok kalabalıktı, MVÖ’den 1-2 şarkıyı dinleyip gidelim dedik yoksa dayanamayacaktık ama MvÖ sahneye çıkınca işler değişti tabii ki.

Öyle bir şey yoktu ya. Zaten alan dolup taşmıştı, yollar bile insan kaynıyordu ve herkes bangır bangır şarkılara eşlik ediyordu. Biz de arkadaş grubu olarak şarkı aralarında halay filan çekip eğleniyorduk. Hahaha, her yerin en kezbanı biz olmalıyız! =)

En sevdiğim şarkılarda da bizim Rapçi’nin sırtına çıktım sahneyi görebileyim diye. Acayip eğlenceli bir şeymiş omuzda konser izlemek. Hahaha =D Ama en çok Darbe‘de kendimden geçtim diyebilirim. Çocuğun sırtını kırmış bile olabilirim şarkıya eşlik edeceğim derken =Pp Darbe çalarken, sahnenin arkasındaki ekrandan 12 Eylül görüntüleri geçiyordu bu arada. Bence çok güzel bir detaydı. Mini’mle “asmayalım da besleyelim mi” kısmında kendimizden geçtik. Mitişti. =D

Konserin sonuna doğru o kadar insan seli dağılmadan erkenden kaçalım dedik. İyi de yapmışız. Bilenler bilir, Bornova‘da Birada diye bir mekan var. Oraya gittik. Herkes içkisini aldı. 8 kişi miydik neydik bu arada. Biraz içtik eğlendik ama nasıl dans etmek istiyoruz anlatamam. Bir de öyle tekno filan değil, baya göbek atmak istiyoruz. Gittik, kendimize göbek atmalık şarkılar seçtik oyna babam oyna.

Müşterilerin çoğu kendi aralarında muhabbeti kesip bizi izleyip alkışlıyordu, hatta bir ara garsonun teki de bizimle dans etti. Koptuk zaten ona. =D Bizim şipşakçı da garsona “abi, müşterileri kaçırmayalım?” diye sormuş, garson da “yeter ki siz gitmeyin, ortamı renklendirdiniz” demiş. Onun gazıyla ben ortada çok güzel bir İbrahim Tatlıses halayı çektim şipşakçıyla.

Gecenin sonunda, saat 2′yi geçerken barı kapatıyorlar diye çıkmak zorunda kaldık. Yoksa, bize bıraksalar, biz sabahlardık. =D Giderken sex on the beach shot atıp çıktık, hani tam cila çektik yani.

Sonrası mı? Sonrası eve gidip zıbarmak ve ertesi gün -yani bugün- derslerde uyuklamak.

:D

~

Posted in Hayatın İçinden | No Comments »

Ve ben çekip giderim;
Bir nehir akıp gider !

Bir Milli Mesele Daha Geçti

Posted in Saçmaladıklarım | No Comments »


Evet, bir Eurovision‘u daha geride bıraktık ama elbette ki tartışmaları uzun süreceğe benzer. (Her zamanki gibi) Kısa kısa notlar halinde gözlemlediklerimi paylaşmak istedim:

  • Her yıl olduğu gibi bu sene de komşu komşunun oyuna muhtaçtır mantığı işledi.
  • İngiltere beni yanıltmadı. Çok mutluyum. Ev ahalisi olarak izlerken herkes “İngiltere bize oy vermez” demişti. Halbuki ben en az 10 alırız diye tahmin ediyordum ve 12 verdiler. Eee, Anglo-Türk‘üz bir yerde. Hahaha =D
  • İngiltere’nin oylamalarını da Duncan James sundu yahu, ben nerelere gideyim?? Adam yaşlandıkça karizmatik olmuş.
  • Bizim Ankara sunucusu olan o kadın hiç değişmiyor. Hayır, kadın yine aynı kadın kalsın madem TRT kendisini bu kadar çok seviyor ama lütfen çağla birlikte kendini geliştirsin. O neydi öyle kuş yuvası gibi saçı vardı -rezalet!
  • İspanya’nın şarkısı bence çok güzeldi, insanların müzik zevkini anlamıyorum -neredeyse sonuncu oluyorlardı.
  • Müzik zevki demişken, Norveç‘in 1. olmasını ısrarla anlamıyorum. Bundan bir 50 yıl sonra da anlamamış olurum herhalde. Öyle dandik şarkı yok dünyada ama çocuk tatlı diye koptu gitti millet. Ne biçim fairy tale’miş, anlamadım ki.
  • Ayrıca, sanki bütün Avrupa, Azerbaycan‘ın Eurovision’a katılmasını bekliyordu bunca yıldır. Oy almadan geçtiği bir tek ülke bile yoktu Azerbaycan’ın neredeyse. Gerçi, şarkıları da şovları da çok hoştu Allah için.
  • Hadise‘nin şovu movu ön elemelere göre oldukça iyiydi. Ön elemelerde -hatırlarsanız- sesi -afedersiniz- dötüne kaçmıştı resmen.
  • Kıyafetlerini filan kimse beğenmedi ama ben beğendim. O erkek dansçı da oldukça iyiydi.
  • Yılların Patricia Kaas‘ına çok ayıp oldu bence. Ben, sırf Patricia Kaas hatrına Fransa ilk 5′e girer diyordum halbuki. Yazık.
  • Son olarak;

  • Sakis Rouvas‘ı artık Eurovision’da görmek istediğimi sanmıyorum. =D
  • Ya Ne Olacağıdı?

    Posted in Saçmaladıklarım | 2 Comments »

    1983’ten sonra 5 Cumhurbaşkanı, 10 Başbakan değişti. F.Bahçe’de tam 7 başkan, 18 hoca gelip geçti. Semih daha 47 günlük bebekti. Dolar 191 lira, ekmek 1 kuruştu.

    Tebrikler Beşiktaş’ım !

    This Is The Life

    Posted in Müzik Kutusu | 1 Comment »


    And you’re singing the song
    Thinking this is the life
    When you wake up in the morning and your head feels the twice size
    Where you gonna go? Where you gonna go?
    Where you gonna sleep tonight?

    Amy Macdonald – This Is The Life
    Found at bee mp3 search engine

    Masum Çiçeğin Altındaki Yılan

    Posted in Saçmaladıklarım | 2 Comments »


    Etrafımdaki bir çok insan için bunu düşünmeye başladım artık. Çok değişik zamanlar geçiriyoruz aslında ve ben kimin ne olduğunu apaçık bir şekilde görüp anlıyorum. O yüzden de az sonra yazacağım söz benim için gittikçe daha büyük bir anlam kazanıyor. Machbeth’ten (yanlış hatırlamıyorsam 1. perdenin 5. sahnesinden) bir alıntı bahsettiğim söz: “Look like the innocent flower but be the serpent under’t.

    Cumhuriyet !

    Posted in Atatürk, Hayatın İçinden, Saçmaladıklarım | No Comments »









    62

    Posted in Hayatın İçinden, Saçmaladıklarım | No Comments »

    62 rakamı size neyi hatırlatıyor?
    62′den yaptığınız tavşanları mı?
    62 aldığınız Matematik sınavınızı mı?
    62 net çıkardığınız o deneme sınavlarını mı?
    62 plaka kodlu Tunceli’yi mi?

    Hayır.

    Bugün 62. gün –Mustafa Balbay gözaltına alındığından beri!