Aug
Archive for August, 2009
Aug
Yeni Tema
Posted in Saçmaladıklarım | 7 Comments »Yeni temamı çok sevdim yav, süper şirin olmuş. Şirine.
Aug
Sigara Bırakılmaz Ara Verilir
Posted in Saçmaladıklarım | 8 Comments »
Bu geyiğe aslında fena halde kılım ama artık dedim ki, “vücut istiyor, yapacak bir şey yok.” Vücut da istemiyor aslında. Oldukça uzun bir süredir aklıma dahi gelmiyordu, canım da çekmiyordu. Fakat geçen gün ikrama dayanamadım 1 tane içtim. Sorun da yoktu gayet fakat bir kaç gündür msn’de kameradan konuştuğum hayatımın laneti sürekli karşımda pofur pofur sigara içiyor. Önce kızdım, içme filan dedim. En son “olum yaksana bir sigara, sen içince ben de içmiş sayılıyorum” gibilerinden saçmalamaya başladım. O da bana acıdı, daha karşında içmeyeceğim filan dedi.
Fakat baktım olmaz olmaz, bu iş olamazzzz.
Bugün iş çıkışında gidip sigara keyfi yapıyorum. Mehehe, belki bugünden sonra yine ara verebilirim.
Not: Ayrıca gelen zamlardan dolayı Marlboro’dan başka bir sigara dönecektim. Winston Light iğreç ötesiymiş, bunu farkettim. Winston Soft’la başlamıştım ilk, sanırım yine onu deneyeceğim. Bu da alakasız ve yararsız bir not olsun.
Aug
Dıt dıt..!
Posted in Saçmaladıklarım, Şiir | 2 Comments »Çok tehlikeli! Yılmaz Odabaşı alarmı vermeye başladım. Üstelik bu sefer oldukça nedensiz bir şekilde bağlandım “Konuşsam Sessizlik, Gitsem Ayrılık” adlı kitabına. Çok fena.
DİLİ OLSA
I
Külhan
Ve çıplak bir bulut yüreğimde
Bir bulut altında ne martılar ne deniz
Bakın
Y ı k ı m l a r g ö r e c e k s i n i z !
Aug
Garou
Posted in Saçmaladıklarım | 1 Comment »Uzun zamandır Notre Dame De Paris müzikaline takığım. Hatta bunu bloguma da yazmıştım. Orada Quasimado‘yu canlandıran Garou var. İşte o, iyi ki var! Öyle bir ses bana bahşedilmiş olsaydı, Cem Yılmaz’ın deyimiyle peygamberliğimi ilan etmiş olurdum. Hem muhteşem bir sesi var, hem bulunmaz bir oyuncu, hem de dehşet yakışıklı. Too good to be true! Tanrı’nın Garou’yla sabrımı sınadığını düşünüyorum.
Hani kadınlar slav ırkı hemcinslerini pek sevmez ya. Neden? Çünkü onlar doğuştan mankendir! Türk kadınları da karakteristik olarak basenlidir, bacak boyu o kadar uzun değildir vs. O yüzden Türk kadınlarının çoğu slav ırkını sevmez. Ben de sevmem. O kadar güzel özelliği tek bir ırkta toplamak hiç hoş değil bence. Adalet bunun neresinde?
Amaa durun. Erkeklerin de bence düşman olması gereken bir ırk var. Hayır, İtalyanlar değil. Boşverin onları. Çirkin onlar. Hem uzun boyları, geniş omuzları, hem de ırklarının getirdiği saç rengi, kaşları ve gözleriyle dünyanın 8. harikası olan bir ırk daha var: Kanadalılar!
Ya ne olacağıdı? Kanada! Hatta yer adı da veririm: Quebec!
Bütün bu methiyeleri de gecenin iki buçuğunda Garou için diziyorum aslında. Bence erkekler Kanadalı erkekleri kıskanmalılar. Bir yandan da biraz onlara özensinler. Evet.

Aug
Özlem Başıma Vurursa…
Posted in Saçmaladıklarım | 2 Comments »Bu aralar fena halde İzmir özlemim depreşmiş durumda. İnternetten videolar izleyip, fotoğraflarına bakmaya başladım İzmir’in. Bütün yaz boyunca Urfa’dan Antalya’ya kadar şehirlere gitme planı yapmış olan ben, şu an hadi Londra’ya gidiyoruz deseniz yüzüne dahi bakmam. İzmir de İzmir çığlık atıyor bütün hücrelerim. Kulaklığımı kulağıma takıp Kordon boyunda yürümeyi özledim. Otobüsle giderken (ki bilen bilir otobüs hastasıyım ben) insanları izlemeyi özledim. Konak Metro’nun İskele çıkışından koşa koşa çıkıp iskeleye doğru yol alırken buram buram kokan çim kokusunu özledim. En sevdiğim arkadaşlarımla Alsancak‘ta oturup kahve içmeyi, devamında da spontane birşeyler yapmayı özledim. Caddelerini hâlâ karıştırdığım Balçova‘yı, Çarşı’sına bayıldığım Karşıyaka‘yı, sukûnetine aşık olduğum Bostanlı‘yı, İzmir’in en canlı noktası Alsancak‘ı, hayatta en güzel waffle’ları yediğim İnciraltı‘nı ve de pek tabii ki sevgili ikametgah adresim, aramızda çok özel bir aşk olan Bornova‘yı özledim. Ama öyle böyle bir özlem değil, havaalanına indiğim ilk an yeri öpmeyi de ciddi ciddi planlıyorum.
Evet, bir İzmir milliyetçisinin sazından türküler dinlediniz. Şimdilik bu kadar sanırım.
Aug
Bu Da Benim İlk Ödülüm
Posted in Sobelemece | 8 Comments »Ehe, bana da bir ödül geldi, çok sevindim
Bloxoo üzerinde tanışıp güzel sohbetlerde bulunduğumuz blogcu arkadaşım Kadir Sevin beni “Kreatif Blogger” (Yaratıcı Blog yazarı) ödülüne layık görmüş. Sinemadan pek hazzetmeyen beni, güzel blogu sayesinde sinemayı takip etmemi sağlayan Kadir’e bir de buradan teşekkür edeyim.
Öncelikle ödülümü göstereyim:
Ödülün kuralları da şunlarmış efem:
*Sizi ödüllendirene teşekkür edin.
*Sizi ödüllendirenin blog linkini yayınlayın
*Ödülün logosunu yayınlayın
*7 Yaratıcı blogeri ödüllendirin.
*7 Bloğun linklerini yayınlayın.
*Ödüllendirdiklerinizi haberdar edin.
*Kendiniz hakkında 7 ilginç şey yazın.
Şimdi ilk 3 maddeyi geçtiğimize göre, 4. maddeye gelelim ve ben de ödül vereyim efem. Hehe çok heyecanlı. [Alfabetik sıra]
bettypufpuf: ”Kendisini 21. yüzyıla ait deli stilize sahabe” olarak tanımlıyor.
Büyük ihtimalle onu takip ettiğimin farkında değil ama cidden ben büyük bir istikrarla takip ediyorum ve yazdıklarıyla yazış tarzını çok beğeniyorum. Deli kısmını bilemem ama stilize olduğu kesin. :-)
cesetizleri: Blog yazmaya ilk başladığımdan beri takip ettiklerim arasında, bunu kendisi de çok iyi biliyor. Sosyal sorunlara da parmak basması ve düzgün Türkçe kullanımıyla beni benden alıyor efem.
dereotundannefretederim: Kendisi bu aralar yok.
Ama geldiği zaman eğlenceli yazılarına devam edeceğinden çok eminim. Değindiği konulara çok eğlenceli bir şekilde yaklaştığı için benim favorim. Kendisini takip etmeye Micheal Jackson’ın ölümüyle başlamıştım. Çünkü o sıralarda benim de fena halde insanların beyninde moonwalk yapasım vardı! (O yazı için buyrun)
enivicivokke: Efem kendisi bölümden arkadaşım.
Pek çok konuda aynı fikri paylaşıyoruz, üstelik okul zamanında yazdığı konuların çoğunu bildiğim için zevkle takip ediyorum. Genelde çemkirme konusunda benden daha önce davranıyor.
[Sense of Humour]
godsyndrome: Godsy de cesetizleri gibi bloga başladığım ilk günden beri takip ettiğim yazarlardan. Kendine özgü bir tarzı var ve yazılarını okurken genelde gülme krizine giriyorum.
Özellikle son yazılarından birisi olan “Yüz“de sanki beni anlatmıştı.
montecito: Adı Monte, soyadı Cito. Gerçi artık kendi ismini kullanıyor. Başını en çok ütülediğim isim.
Twitter, friendfeed, facebook, e bloglar zaten var, her yerde benle karşılaşıyor ve büyük ihtimalle benden nefret ediyor. Hissediyorum!
ütopyam: Ütopyam kolektif bir kültür-sanat blogu, yazarları arasında ben de varım. Pek hızlı işlemiyor ama kör-topal ilerlemeye çalışıyoruz işte. Bu yazı tamamen bir ahde vefa örneğidir.
Kendim hakkımda valla yazacak ilginç bir şeyim yok. Olanları zaten bloga yazıyorum, onlar da ilginç midir değil midir tartışılır. Öeh, yoruldum ya. Hadi yeter bu kadar yazmak.
Aug
O Değil De
Posted in O Değil De | 1 Comment »“Countable/Uncountable names” konusunu anlatmak ne zormuş arkadaş !
Aug
Hey Allam
Posted in Saçmaladıklarım | 1 Comment »Bana kendi telefonumdan ulaşamayınca annemi arayan arkadaşlarım var. Hey allam. Bir kere annemin numarasının arkadaşlarım arasında dolanmasına zaten kıl oluyorum. Kim verdi oğlum size o hakkı? İkincisi de bir sorun bakalım annem sizinle muhattap olmak istiyor mu, işi mi var, uyuyor mu, uyanık mı? Bana ulaşamıyorsanız vardır bir nedeni, ulaşıcam diye kasmayın. Sinirimi bozmayın, yazı bari rahat bırakın be adamı.
Aug
Şu Geyiği Yapmak İstiyorum İzninizle
Posted in Saçmaladıklarım | 2 Comments »“İnsanoğlu uzaya gitti, bunlar daha X yapamıyor” türü cümlelere hastayım. Hatta bu direkt geyik! Herkesin ağzına pelesenk olmuş bir geyik. Hayatımda ilk defa şu anda kullanacağım ben de bu geyiği. Yüksek müsaadenizle:
“İnsanoğlu uzaya gitti, windows hâlâ kalan süreyi doğru hesaplayamıyor.”
Hehehe