Can sıkıntısı sınır dinlemiyor efendim. Sırf oyalanmak için fotoğraf bulmakla uğraşıp, yazı yazıp, bilmem ne yapıp vaktimi alacak ve beni oyalayacak bu listeye imza atmaya karar verdim. Godsy yapardı bunu ara ara, ben toptan aradan çıkarayım dedim. En güncel “en iyi 10” listem işte geliyor:
10- Mikael Stanne

Kendisine çook uzun süredir hayranım. Hatta beni tanıyanlar bilir, kendisine “yarı tanrı” diyorum. Bir kere dinleyin anlarsınız. Bu arada kendisi İsveç‘in içinden.
9- Al Pacino

Bugüne kadar kendisinden daha karizmatik bir oyuncu görmedim, bilmiyorum. Hatta oyuncu da değil, kendisinden karizmatik bir insan evladı yok ortada. Saygılar hehe
8- Garou

Efem, kendisi de -tipinden ve karizmasından belli olduğu üzere- Kuzeyli! Kanadalı! Öperim. Şu fotoğrafta daha çok Robbie Williams’a benzese de müthiş şeker bir insandır, tanısanız siz de seversiniz.
7- Ed Westwick

Bu kişi aslında Garou ile yer değiştirebilir, şu an pek emin olamadım
Neyse, kendisi İngiliz. Bunların ırkını pek severim. Gerçek hayatta büyük ihtimalle mother-chucker değil ama olsun, ben zaten ekrandaki Ed’i seviyorum.
6- Sean Biggerstaff

Siz söylemeden ben söyleyeyim, Sean da bir İngiliz! Adını hatırlayamayanlar olabilir, Harry Potter‘ın 1. filmde Quidditch kaptanı Oliver Wood olarak rol almıştı. Normalde 2. kitapta yani Sırlar Odası‘nda Oliver Wood’un çok fazla sahnesi vardı ve ben de 2. filmde bol bol Sean’u izleriz diye umuyordum (ki o zaman daha 14 yaşında filandım!) fakat kendisini bir daha HP serisinde göremedim. Çok daha sonra Cashback filminde karşıma çıktı.
5- Richard Harris

Kendisi benim Old Wise Man‘im! Üstüne tanımam. Öldüğünde de yine 14 yaş civarlarındaydım ve fena halde üzüldüğümü hatırlıyorum. Hatta hâlâ ve inatla Micheal Gambon‘ı sev-mi-yo-rum!
4- Hugh Grant

İtiraf edelim ki İngiliz aksanını bize sevdiren Hugh Grant’dır. Aynı zamanda romantik komedileri de.
Ben film izleyemeyen bir insanım. Ona rağmen Hugh Grant’ı izlemeye doyamam!
3- Robbie Williams

Mikael nasıl yarı tanrıysa, geriye kalan yarıyı da Robbie tamamlar benim için. Evet, birbirinden çok alakasız iki müzik türü ama Robb’un yeri resmen çocukluğumdan gelir. Yani Robbie Williams’la büyümüş, eğlense Robbie Williams’la eğlenen, damara bile Robb’la bağlayan bir insanım. Kendisini bulsam boogie woogie yaparım o dakka!
2- Alan Rickman

Bu adam şarkı söylesin, rol yapsın, konuşsun, sussun ya da sadece boş boş baksın -hiç farketmez! Bir şekilde orada burada var olsun, var olduğunu ben bileyim yeter. Daha fazlasında gözüm yok. Öyle deli seviyorum.
1- Colin Firth

Anaam, buna ne denir, ne söylenir ki? Kendisi insan yapımı a-s-l-a olamaz. İnanmıyorum. Gülse bir başka, gülmese bir başka ama her şekilde müthiş! Tabii gülse daha müthiş bence.
Bir dönem BBC’de yayınlanan Pride & Prejudice‘i izlediniz mi bilmiyorum ama izlerseniz, kendisini neden sevdiğimi anlarsanız. (Bkz: Colin Firth Will Always Be My Mr. Darcy) Hani Fırat karakteri var ya Uykusuz’da (Uykusuz’u da hiç sevmem bu arada
) ne zaman Colin Firth‘ü görsem onun gibi, “bu yenir kiii” moduna geçiyorum. Dorian Gray’ın Portresi‘nde de Lord Henry‘yi canlandıracakmış duyduğuma göre. Herşeyi canlandırsın, biz de 7/24 onu izleyelim. Kesinlikle en büyük platonik aşkım. Görmeden ölürsem gözüm açık giderim, o derece! Yenir ki bu…