Archive for February, 2010

Okul Başlar ve Hayat Hızlanır

Posted in Saçmaladıklarım | 2 Comments »

Ohh ya valla çok mutluyum he. Okulun başlaması resmen bir nimet benim için. Yeni kitaplar, yeni dersler, yeni bilgiler ve tabii ki yeni koşturmacalar! Hayatın anlamı resmen sürekli meşgul olmak. Ne demiş Woody Allen? “Sıcak ve rahat ortamlar bana yaramıyor; olgunlaşıp çürümeye başlıyorum.” Benimki de o hesap işte.

Bu dönem okul hem daha güzel olacak gibi hem de biraz boş gibi. Boşluğun sebebi ennnn sevdiğim hoca olan Günseli Sönmez İşçi’nin ve tabii ki çook özleyeceğim kişilerden birisi olan Sedat İşçi’nin gitmesidir. Bütün iyi dileklerim ikisiyle birlikte ama. Çünkü hayatıma kattıkları pırıltılar hep yanımda.

Dil Kursu da başlıyor, yehhu. Çarşamba – Cuma günleri de onunla uğraşacağım. Çok mutluyum o açıdan. Almanca’ya kaba diyen insanın kendisi kabadır.

Hafta sonlarını da değerlendirmenin bir yolunu bulurum. Boş durmak yok!

Anlık Bilinç Akışım

Posted in Saçmaladıklarım | 6 Comments »
  • Şöyle başımı alıp gitmemem için hiçbir neden yok aslında.
  • Çoğu zaman kendimi “ben ne yapıyorum burada?” diye düşünürken buluyorum. Anlatması zor iş aslında. Felsefi bir düşünceden çok, aklımın tamamen tabula rasa moduna geçmesinden kaynaklanıyor bu.
  • Beynim kendi kendine reset atabiliyor.
  • Laf anlamayan bir sürü gerizekalı var etrafta. Günlük hayatta, internette, her yerde. Bunlara laf anlatmaktan saçlarıma ak düştü, artık anlatmamaya karar verdim. Çekirdek çitleyip kendini TV dizilerinde, magazin programlarında kaybedenlerle siyaset mi tartışılırmış.
  • Bir de öyle garip bir ülke ki, herkes siyaset bilimci ya da hukukçu bu ülkede arkadaş. Sen daha hayatında Cin Ali serisini okumamışsın, sus otur yerine.
  • Bazen düşünüyorum ki, bir Tanrı olmalı. Yoksa bu kadar karışıklığı insaoğlu kendi başına yapamazdı. Beceriksiz bir Tanrı’ya inanıyorum, sanırım.
  • “Dante olsaydı ‘Blasphemer!’ diye bağırırdı” diye düşündüm şimdi, gülümsedim. Çoğunuz anlamadı biliyorum ve buna üzülüyorum aslında. İnsan hakikaten yalnızlaşıyor farkındalığı arttıkça.
  • Yalnızlıktan şikayetim yok aslında. Keşke hep yalnız olsam.
  • GaGa O La La!

    Posted in İnternet Dünyası | 1 Comment »

    El oğlu dur durak bilmiyor efenim. Şu sıralar her yerde Lady GaGaBad Romance çalıyor biliyorsunuz ki. Ben de GaGa’yı herhangi bir nedensellik ilişkisi olmadan seven (hatta ona bayılan) biri olarak, bu şarkıya da bayıldım ama bence bir çok kişi bu şarkıyı “Rara ra-a Roma Roma-ma GaGa Olala” kısmı için dinliyor. En azından ben o kısmı daha çok sevdim :-D Benimle aynı fikirde olan bir arkadaş da şarkının sırf bu kısmı için bir internet sitesi açmış. Dikkat edin de bilgisayarınızın sesi sonuna kadar açık olmasın :-)

    http://raraahahahromaromamagagaoohlala.com/

    Gerginlik Yaratmak ve Mağduru Oynamak

    Posted in Hayatın İçinden | No Comments »

    İktidar için iki konu oldukça önemlidir. Birisi gerginlik yaratmak, diğeri ise mağduru oynamaktır.

    Gerginlik yaratıldığı zaman tabanın dağılması önlenir. Taban partisine sıkı sıkıya sarılır. Çünkü gerginlik ortamlarında saflar netleşmektedir.

    İktidar bu nedenle sık sık gerginlik siyasetine başvuruyor!

    Mağduru oynamak da bizim ülkemizde geçerlidir. Duygusal yapımızdan olsa gerek, nerede bir mağdur görsek acır ve destek veririz!

    İktidar mağduru oynamayı da seviyor…

                    Şiir okuma mağduriyeti! İle başladı süreç. Başörtüsü mağduriyeti ile devam ettirildi… Kendilerini iktidara taşıya 28 Şubat mağduriyeti ise bugün de kullanılmaktadır.

    Oysaki 28 Şubat, Erbakan’a “dur” demek ve Erdoğan’a da “geç” demek için gerçekleştirilmiştir. Laiklik vurgusu ise şaşırtmacadır!

    28 Şubat, ABD kontrolünde “Ilımlı İslam” anlayışına geçmenin son hamlesi idi… “Milli görüş gömleğimi çıkardım” sözü de önemli bir işarettir.

    Aynı 28 Şubat ile başlatılan türban gösterileri ise iktidara kitle desteği yaratmak için planlanmış organize eylemler idi…

    Değişen hiçbir şey olmadığı halde bu eylemlerin bıçak gibi kesilmesi de anlamlıdır! Tıpkı terörün 12 Eylül sabahı bit(iril)mesi gibi…

                    Başbakan bugünlerde yine gerginlik ve mağduriyet politikalarını uygulamaktadır. Acaba ufukta bir erken seçim mi var?

    Başbakan seçmen tabanının dağılmasını önlemek mi istiyor?

    Aşırı sert ve gergin tavrı ve öfkeli konuşmaları tabanını etrafında tutmak için mi? Herksele kavgalı olmasının bir nedeni de bu mudur?

    Aradan bunca zaman geçmesine rağmen bugün neden eşinin GATA’ ya alınmamasını gündeme taşıdı? Ve bu konuyu günlerdir yandaş medya ele alıyor…

    Bayram değil seyran değil!

    Zorda kalınca gerginlik yarat, oy oranı düştükçe de mağduru oynamaya devam et… İktidar için iki sihirli ilaç…

    Oysa asıl mağdur günlerdir Ankara’nın ayazında hak arayan TEKEL işçilerdir.

    Asgari ücretle geçinmeye çalışanlardır.

    Özelleştirme mağduru 4C ‘ye mahkûm edilen işçilerdir.

    İşsizlerdir, atanamayan öğretmenlerdir, tarım çalışanlarıdır…

    %47 oy almış ve iki dönemdir iktidarda olan bir parti ve onun genel başkanı asla mağdur değildir. Olsa olsa onlar mağrurdurlar!

    TEKEL işçilerine tepeden bakmaları da bu mağrurluğun göstergesidir.

    Sendikaların, TEKEL işçilerinin direnişine destek için almış oldukları bir günlük iş bırakma kararına Memur-Sen destek vermedi.

    İktidar yandaşı olma nimetlerinden yararlanan Memur Sen, aslında tam bir mamur-sen’dir. Hem de dört başı mamur-sen…

    Neden iktidarın tutumuna karşı bir eyleme destek versin ki?

    <alıntı>

    İzmir’den Eyleme Tam Destek

    Posted in Hayatın İçinden | 1 Comment »

    TEKEL işçileriyle dayanışma amacıyla sendikaların aldığı bir günlük ”Çalışmama Hakkını Kullanma” eylemine İzmir’den tam destek geldi.

    Belediye işçilerinin üye oldukları sendikaların eyleme katılması nedeniyle belediye otobüsleri çalışmadı. Sabah saatlerinde otobüs duraklarına gelen yurttaşlar, iş yerlerine ulaşmada güçlük çekti. Birçok yurttaş, ortak taksi tutarak sorunu çözmeye çalışırken, aracı olan bazı yurttaşlarda duraklarda bekleyenleri araçlarına aldı.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, belediye otobüslerinin saat 13.00′den sonra hizmet vereceği belirtildi.

    Açıklamada İtfaiye, Eşrefpaşa Belediye Hastanesi ve Huzurevi’nde verilen hizmetlerde herhangi bir aksama olmadığı ifade edildi.

    <alıntı>

     

    Ekmek kavgasının ve yaşama hakkının  ortak payda olduğu anlarda birleşen işçiler ve diğer tüm destek verenler umarım seslerini çıkarmaya sonuç alana kadar devam ederler. Sendikalaşmanın amacı ve önemi umarım herkese ders olmuştur, herkesin gözünü açmıştır.

     

    Not: İzmir katılımı Kanal D’de söylendiğine göre 70.000 imiş.

    N For Notes

    Posted in Saçmaladıklarım | 2 Comments »
    • Bu kadar klasik bir başlık dünya üzerinde yok.

     

    • Karadeniz’deyim. Karadeniz’i “yürüyemeyen insanlar yurdu” olarak belirledim ayrıca. Durup dururken çarpanlar mı dersiniz, önünüzde yürürken pat diye birden duranlar mı dersiniz, yolun önünde önünüz boşken bir anda önünüzde beliren insanlar mı dersiniz… Say say bitmez. Hey maşallah!

     

    • Bir de bahar havası var buralarda, oh miss.

     

    • The Big Bang Theory manyağı oldum ben bu arada. Zaten severdim de öyle delisi filan değildim. Şimdiyse kendimi durduramıyorum ve sürekli sar baştan izliyorum. Bence Wolowitz çok sempatik.

     

    • Bugüne kadar izlediğim en komik bölümü 2. sezon 15. bölümdü.

     

    • Bir de BBC Entertainment‘a sardım. Yalnız, doktor dizisinden başka bir şey yok ha. The Blackadder II adlı komedi dizisi hariç, bir numarasını görmedim henüz. Bir de hep aynı hastanede geçiyor, diziler farklı olsa bile. Komik.

     

    • Nadal, dünya sıralamasında 4.lüğe gerilemiş. Federer ise hâlâ 1. sırada. Evde bir bayram havası.

     

    • Grammy ödülleri dağıtıldı bildiğiniz gibi. Gece yarılarına kadar oturup onu izledim Bloomberg‘de. Tatilde olmak böyle bir şey. Yihhu. Hiçbir şey için endişe etmek zorunda değilsin. Lamlaammm….

     

    • O değil de Beyonce‘ye en baştan hayran oldum.

     

    • Evdeki en rahat eşya kanepe bu arada. Kim ne derse desin, kanepesiz hayat hayat değildir.

     

    • Yaşasın asalak yaşam!