Posts Tagged İzmir

İzmir’den Eyleme Tam Destek

Posted in Hayatın İçinden | 1 Comment »

TEKEL işçileriyle dayanışma amacıyla sendikaların aldığı bir günlük ”Çalışmama Hakkını Kullanma” eylemine İzmir’den tam destek geldi.

Belediye işçilerinin üye oldukları sendikaların eyleme katılması nedeniyle belediye otobüsleri çalışmadı. Sabah saatlerinde otobüs duraklarına gelen yurttaşlar, iş yerlerine ulaşmada güçlük çekti. Birçok yurttaş, ortak taksi tutarak sorunu çözmeye çalışırken, aracı olan bazı yurttaşlarda duraklarda bekleyenleri araçlarına aldı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, belediye otobüslerinin saat 13.00′den sonra hizmet vereceği belirtildi.

Açıklamada İtfaiye, Eşrefpaşa Belediye Hastanesi ve Huzurevi’nde verilen hizmetlerde herhangi bir aksama olmadığı ifade edildi.

<alıntı>

 

Ekmek kavgasının ve yaşama hakkının  ortak payda olduğu anlarda birleşen işçiler ve diğer tüm destek verenler umarım seslerini çıkarmaya sonuç alana kadar devam ederler. Sendikalaşmanın amacı ve önemi umarım herkese ders olmuştur, herkesin gözünü açmıştır.

 

Not: İzmir katılımı Kanal D’de söylendiğine göre 70.000 imiş.

Bir Anı

Posted in Saçmaladıklarım | 2 Comments »

Ben bu şarkıyı ilk dinlediğimde İzmir‘de ilk yılımdı. Hatta ilk defa gece vakti Kordon‘a gidişimdi. O zamanki oda arkadaşımla Alsancak‘a gitmiştik, bir şeyler içmiştik, laflamıştık, hafiften de çakır keyif olmuştuk. Sonra Kordon’da yürümeye başlamıştık. Biraz yorulunca da oturmuştuk banklara. Karşıda Karşıyaka pırıl pırıl parlıyordu. Ben henüz her şeyin çok başında olduğum için hayran hayran bakıyordum İzmir‘e. O sırada da oda arkadaşım da dertli miydi yoksa bana kastı mı vardı bilmiyorum ama “dur telefonumdan müzik açayım” dedi. Bir süre bekledikten sonra o şarkıyı çalmaya başladı. İlk defa dinliyordum ama resmen taş kesilmiştim. Sözünden müziğe kadar herşeyiyle mükemmel bir şarkıydı. O an, o kadar mutluyken bile beni ağlatmayı başarabilmişti. Hayatım boyunca beni ilk  anda bu kadar etkileyen bir şarkı henüz daha olmadı. Bu saatten sonra da biraz zor. Eskisi gibi müzik odaklı bir hayat yaşamıyorum neticede artık. Ama şimdi, birden bire geldi aklıma bu olay. Bu şarkı. Neden? Nedensiz… Bir şarkının bütün sözleri, hatta tek tek her kelimesi nasıl bu kadar acı verici olabilir ki?

Son olarak, masamdaki resimler bir eski filme döndüler, her gün aynı sahneler, içinde kendimiz deyip noktalamak isterim bu yazıyı da.

Aklıma Düşenler

Posted in Saçmaladıklarım | 5 Comments »
  • Yeni eğitim yılına başladık sonunda. Kitapları bulmada sıkıntı çekiyorum ama en kısa zamanda halledeceğim.
  • Bazen bölümdeki çoğu kişinin yer işgal ettiğini düşünüyorum. “British” ile “English” arasındaki fark nedir diye sorulunca cevap veremeyen insanlar var. Ya da Rönesans’ın diğer adının “Augustan Age” olduğunu bilmeyenler falan. Bu kemik bilgileri de bilmiyorsan, bilenlere yer aç değil mi?
  • Bu sene Autobiography&Fiction ile Irish Literature derslerini seçtim, o kadar mutluyum ki anlatamam. Otobiyografi bir kere çok sevdiğim bir konu. Kitabını okuduğun yazarın hayatını öğreniyorsunuz, düşünsenize. Kim bilir ne ilginç bilgilerle karşılaşacağım. İrlanda edebiyatına gelince… James Joyce diyorum başka bir şey demiyorum. Oscar Wilde‘ı da severim. Görüşleri çok keskin fakat dili mükemmel. Kendisi paradoksun babasıymış. Bilmiyordum, öğrendim.
  • Medieval Literature dersini dünyanın en tatlı hocalarından birisinden alacağım için kendimi çok şanslı hissediyorum. 2. sınıfta kendisi dersimize girmiyordu, çok özlemiştim!
  • Yine dünyanın en tatlı hocalarından 2 tanesi bu sene dersime girmiyor maalesef. Keşke girselermiş. Onlarsız 3. sınıf çok tatsız olacak.

Okulla ilgili düşüncelerim şimdilik böyle.

  • En yakın arkadaşlarımdan birisini Almanya‘ya uğurladık 1 Ekim Perşembe günü. Çok özleyeceğim keretayı. Keşke hemen gelebilse. Okulda yokluğu anında hissediliyor ya. Öyle dolu dolu biriydi.
  • Yüzeysel insanları sevmiyorum. Bir şeyin beyaz olmadığı illa ki siyah olduğu anlamına gelmez.
  • İzmir‘de havalar hep böyle devam eder umarım, yazdan kalma günler en çok sevdiklerimdir.
  • Mavi‘nin “Burası İstanbul” reklamına fena halde gıcığım. Dünya çapında bu reklam çok mantıklı. İstanbul dünyanın ünlü şehirlerinden, evet ama Türkiye’de başka politika yürütün arkadaş. Hepimiz biliyoruz ki İstanbul’da kafasına eseni giyenleri, belli bir iki yer dışında öperler valla. Öperler diyorum bak. En iyi ihtimal.
  • Super Hero‘nun söylediklerini aleyhinde delil olarak kullanmak üzere hafızama kaydettim. :-)
  • Nazar değmesin, kafam çok rahat bu aralar ama gudubetliğim üstümde, her zamanki gibi. :-)
  • Aileme çok güzel bir süpriz hazırladım, hehe. Okuma ihtimallerine karşılık buraya yazmıyorum. Süprizimi gerçekleştirince yazacağım.

Çoook uzun bir aradan sonra aklıma düşenler bunlar.

Özlem Başıma Vurursa…

Posted in Saçmaladıklarım | 2 Comments »

Bu aralar fena halde İzmir özlemim depreşmiş durumda. İnternetten videolar izleyip, fotoğraflarına bakmaya başladım İzmir’in. Bütün yaz boyunca Urfa’dan Antalya’ya kadar şehirlere gitme planı yapmış olan ben, şu an hadi Londra’ya gidiyoruz deseniz yüzüne dahi bakmam. İzmir de İzmir çığlık atıyor bütün hücrelerim. Kulaklığımı kulağıma takıp Kordon boyunda yürümeyi özledim. Otobüsle giderken (ki bilen bilir otobüs hastasıyım ben) insanları izlemeyi özledim. Konak Metro’nun İskele çıkışından koşa koşa çıkıp iskeleye doğru yol alırken buram buram kokan çim kokusunu özledim. En sevdiğim arkadaşlarımla Alsancak‘ta oturup kahve içmeyi, devamında da spontane birşeyler yapmayı özledim. Caddelerini hâlâ karıştırdığım Balçova‘yı, Çarşı’sına bayıldığım Karşıyaka‘yı, sukûnetine aşık olduğum Bostanlı‘yı, İzmir’in en canlı noktası Alsancak‘ı, hayatta en güzel waffle’ları yediğim İnciraltı‘nı ve de pek tabii ki sevgili ikametgah adresim, aramızda çok özel bir aşk olan Bornova‘yı özledim. Ama öyle böyle bir özlem değil, havaalanına indiğim ilk an yeri öpmeyi de ciddi ciddi planlıyorum.

Evet, bir İzmir milliyetçisinin sazından türküler dinlediniz. Şimdilik bu kadar sanırım. :)

Kitap Fuarı’nda Bir Deli

Posted in Saçmaladıklarım | 4 Comments »


Evet o benim! =D Dün (20.04.09) gittiğim İzmir Kitap Fuarı‘nı resmen sömürmüş bulunmaktayım. Aldığım kitapların toplamı 72 milyon etmekle birlikte, öğrenci bütçesini düşündüğümüzde bu ay yıkılmış haldeyim ama olsun. Kitaba verilen paraya acımam. =Pp Sırf uygun buldum diye 2 milyona İncil seti bile aldım. =D Gerçi seneye Biblical Literature dersimiz var, o konuda bayağı bir yardımı dokunacak İncil’in. Onun dışında Atatürk Araştırma Merkezi‘nde Feminizim ile ilgili orijinal İngilizce kitaplar buldum. Para bulmuş kadar sevindim valla! Aldığım bir kitabın adı Women In Turkey and The New Millenium. Diğeri de -bu Türkçe- Atatürk’ten Günümüze Sosyal Değişmede Kadın. Bu iki kitap resmen şu anda benim velinimetim konumunda. Amaaa amaaa asıl baş tacı etmem gereken kitabı da aldım! Kendine Ait Bir Oda – Virgina Woolf! Bu kitabın güzel bir çevirisini uzun zamandır arıyordum ve sağolsun İletişim Yayınevi imdadıma yetişti. Bol bol okurum artık! =)

Onun dışında Atatürkçü Düşünce Derneği standından bir adet Atatürk’lü kupa aldım. Kitap da alacaktım ama sonradan muhteşem bir şey farkedip kendimle gurur duydum. Ben o kitapların hepsini okumuştum zaten! İnanın, bunu farkedince o kadar mutlu oldum ki mutluluktan ağlayacak kıvama gelmiştim neredeyse. Stand’daki görevliyle biraz kitap muhabbeti yaptık pek tabii ki. Çok hoş bir ayrıntıydı bu benim için.

Onun dışında aldığım kitaplar Bodas De Sangre (Kanlı Düğün). Federico García Lorca‘nın kitabı – orijinal dilinde, yani İspanyolca olarak bulunca kaptım hemen kitabı. İş Bankası Yayınları‘ndan aldım bu arada. O stand’daki beyefendi de çok bilgili bir insandı kitap konusunda. Onunla sohbet etmek de keyifliydi oldukça.

Ayrıca, Kadın Yazarlar Derneği‘ne desteğimizi belirttik, o stand’da da bayağı bir oyalandık, karşılıklı fikir alışverişi yaptık Dernek üyelerinden bir kadınla. Mail adresini aldık kendisinin, bundan sonra iletişimde olacağımıza eminim.

En sonunda da Mustafa Balbay ve Erol Manisalı‘nın gözaltına alınmasıyla ilgili tepkimizi CUMOK‘un imza kampanyasına katılarak belirttikten sonra kendimizi Kordon‘a attık, kahvelerimizi içtik ve kitap üzerine güzel bir sohbete başladık.

Ah şimdi o kitapları okumak var ya…

Lunapark!

Posted in Saçmaladıklarım | No Comments »

lunapark___ii_by_evgin
Çok güzel bir gündü! 11 Nisan 2009. Kayıtlara geçmesini isterim gerçekten. Öyle evde miskin miskin pineklerken (kahvaltı sonrası yorgunluk, malum) arkadaşlarımdan birisi lunaparka gitmeyi teklif etti. İlk başta ev ahalisi birbirine “eneeem bu ne ki ya” gibi bakışlar atsa da hadi gidelim dedik. İyi ki de gitmişiz. O kadar çok eğlendik ki. =) Gerçi ben pek birşeye binemedim. Zira kronik tansiyon hastası olarak kamikazeye filan binsem herhalde ölür giderdim -gariplerim bir de benimle mi uğraşacaklardı orada? Yine de hep beraber bindiğimiz hız treni filan harika ötesiydi. Lunapark tamam eğlenceli ama en güzeli hep beraber birşeyler yapmak bence. Bol bol da fotoğraf çekildik tabii ki.

Bu arada ben de kendimi bizimkilerin annesi gibi hissettim. Nasılsa ekstrem şeylere binemediğim için gün boyunca aynen şöyle bir tiptim; “bak mutlaka dikkat edin, tamam mı? Ne olur ne olmaz sıkı tutunun.” (Arkadaşlar binmeden önce) “siz terlemişsiniz, herkes giysin bakiyim ceketlerini.” (indikten sonra) Bir de onlar eğlenirken yarı gülerek yarı endişelenerek onları izlemem… Evet, sıkıcıyım biraz ama sağlığımı tehlikeye atmak istemem. Hem ben böyle de gerçekten eğlendim. Onları o kadar çok seviyorum ki anlatamam; birisine en ufak bir şey bile olmasın, gerçekten kendime olmuş gibi hissediyorum. Arkadaş dosttan öte, kimisini bazen küçük oğlum/kızım gibi, bazen de abim/ablam gibi hissediyorum. Farklı bir duygu bizimkisi… =) İyi ki varlar onlar… =))

Neyse efem, lunaparktan sonra da yemek yemeye gittik ama herkes ölmüş haldeydi. Mideler de alt üst olmuş tabii. Pek de birşey yiyemedik ehehe. Onlar açılsın diye otobüse binmek yerine Alsancak‘tan Konak‘a bir yürüyüş yapıp, metroyla döndük. =) Metroda da yol boyunca sudoku oynadım. Bu da yeni tutkum. Onu da ayrı bir zaman anlatırım. Bornova‘mıza gelince birer çay içmeden eve gitmek olmazdı. Hatta bir tavla atmadan! Ama zaten daha önce de bahsettiğim gibi yine ben ye-nil-dim! Öf pöf afra tafra! =)

İşte şimdi de mutlu mesut yazıyorum bu yazıyı. Güzel, çok güzel bir gündü -her anı hafızamda hep kalacak. Dostlarıma da çok teşekkür ederim bu güzel gün için. Bundan sonra hep lunaparktayız. Bir gün ben de bineceğim kamikazeye! =))

İzmir’im…

Posted in Saçmaladıklarım | 1 Comment »

hakan__mg_4435a_filtereda
hiltondan-manzara
imageresizell
mujdat_pict0687psp_medium
okhan_konak_filtered

SONRASI AŞK…

İzmir’im Seninle Gurur Duyuyorum!

Posted in Hayatın İçinden | 3 Comments »

izmir_miting

Seçim sonuçlarının heyecanıyla yazıyorum bu yazıyı. Evet, bütün ülke genelinde kara ampüller yandı ama benim için çok önemli 2 şey oldu.

1.si memleketimde, Karadeniz’imde, DSP ve CHP aldı belediyeleri -ki bu oldukça şaşırtıcı idi. Eminim, onlar da kendi kendilerine şaşırıyorlardır. Ama aynı zamanda bu muhteşem de bir şey. O yüzden ben de bunun şaşkınlığı ama aynı zamanda coşkusu içindeyim.

2.si ise artık kan davasına dönen bir sürece güzel bir yanıt veren İzmir’imdi. Güzel bir yanıt hafif kalır; tokat gibi bir yanıttan bahsediyorum! %50′nin de üstünde bir rakamla, biz güzel şehrimizi örümcek ağlarından, üzerimize uzanan ellerden koruduk. İzmir’in demokrasi sevdalısı olduğunu, batılı ve çağdaş olduğunu, diğer tüm şehirlerden farklı olduğunu yine ve yeniden kanıtladık. O yüzden o kadar mutluyum ki kendimden geçtim bile diyebilirim şu anda. İzmir, seninle gurur duyuyorum!

Bakın Rica Ediyorum

Posted in Saçmaladıklarım | 3 Comments »

Şu güzeller güzeli şehri başka şehirlerle kıyaslamayın, ayıp oluyor, vicdanım sızlıyor, sinirden nefesim kesiliyor, söyleyeceklerimi unutuyorum. Her şehrin yeri ayrı. Hadi gidin işinizle gücünüzle uğraşın şimdi.
Read the rest of this entry »

İçimden Şehirler Geçiyor

Posted in Saçmaladıklarım | No Comments »


Feridun Düzağaç’ın güzel bir şarkısıdır bu “İçimden şehirler geçiyor / Her durakta duruyor, inmiyorsun.” 20 yıllık küçücük ömrümü şehirlere sıkışmış olarak yaşadım. Özellikle de bir şehirden öyle çok nefret ettim ki, kaçıp kurtulmak, o şehirden en uzağa gitmek için İzmir‘i seçtim. O aralarda içimden İzmir geçiyordu. İzmir gerçekten çok çok çok güzel bir şehir. Hatta utanmasam dünyanın en güzel şehri demek isterdim ama başka güzel şehirler de var, yazık olur. Ama gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim ki, İzmir, insanları dünyanın en iyi insanları olan şehri. Böylesine güven duygusunu, böylesine aitlik duygusunu hissettiğimi hiç sanmıyorum. Read the rest of this entry »