2
Feb
Posted in Saçmaladıklarım | 2 Comments »
- Bu kadar klasik bir başlık dünya üzerinde yok.
- Karadeniz’deyim. Karadeniz’i “yürüyemeyen insanlar yurdu” olarak belirledim ayrıca. Durup dururken çarpanlar mı dersiniz, önünüzde yürürken pat diye birden duranlar mı dersiniz, yolun önünde önünüz boşken bir anda önünüzde beliren insanlar mı dersiniz… Say say bitmez. Hey maşallah!
- Bir de bahar havası var buralarda, oh miss.
- The Big Bang Theory manyağı oldum ben bu arada. Zaten severdim de öyle delisi filan değildim. Şimdiyse kendimi durduramıyorum ve sürekli sar baştan izliyorum. Bence Wolowitz çok sempatik.
- Bugüne kadar izlediğim en komik bölümü 2. sezon 15. bölümdü.
- Bir de BBC Entertainment‘a sardım. Yalnız, doktor dizisinden başka bir şey yok ha. The Blackadder II adlı komedi dizisi hariç, bir numarasını görmedim henüz. Bir de hep aynı hastanede geçiyor, diziler farklı olsa bile. Komik.
- Nadal, dünya sıralamasında 4.lüğe gerilemiş. Federer ise hâlâ 1. sırada. Evde bir bayram havası.
- Grammy ödülleri dağıtıldı bildiğiniz gibi. Gece yarılarına kadar oturup onu izledim Bloomberg‘de. Tatilde olmak böyle bir şey. Yihhu. Hiçbir şey için endişe etmek zorunda değilsin. Lamlaammm….
- O değil de Beyonce‘ye en baştan hayran oldum.
- Evdeki en rahat eşya kanepe bu arada. Kim ne derse desin, kanepesiz hayat hayat değildir.
Tags: asalak, bahar, BBC, BBC entertainment, beyonce, beyonce knowles, bloomberg tv, casualty, CBS, doctors, ev, federer, grammy, grammy awards, grammy ödülleri, hava, holby city, kanepe, karadeniz, koltuk, leonard, müzik, nadal, penny, raj, roger federer, sheldon, the big bang theory, the blackadder II, wolowitz, yürümek, yuva
10
Jan
Posted in Müzik Kutusu | 4 Comments »
Bu şarkıyı ne zaman dinleseme aklıma buruşuk sayfalar haricinde, ek olarak Cemrütam gelir. O yüzden bu gece Cemre’me gelsin bu şarkı. Hem biz de dinleyip hüzünleniriz o arada.
For you i was a flame
Love is a losing game
Five story fire as you came
Love is a losing game
Why do i wish i never played
Oh what a mess we made
And now the final frame
Love is a losing game
Played out by the band
Love is a losing hand
More than i could stand
Love is a losing hand
Self professed… profound
Till the chips were down
…know you’re a gambling man
Love is a losing hand
Though i’m rather blind
Love is a fate resigned
Memories mar my mind
Love is a fate resigned
Over futile odds
And laughed at by the gods
And now the final frame
Love is a losing game
Amy Winehouse
Tags: amy winehouse, şarkı, şarkı dinle, şarkı sözü, love is a losing game, lyrics, müzik, mp3, music
22
Oct
Posted in Saçmaladıklarım | 2 Comments »
Ben bu şarkıyı ilk dinlediğimde İzmir‘de ilk yılımdı. Hatta ilk defa gece vakti Kordon‘a gidişimdi. O zamanki oda arkadaşımla Alsancak‘a gitmiştik, bir şeyler içmiştik, laflamıştık, hafiften de çakır keyif olmuştuk. Sonra Kordon’da yürümeye başlamıştık. Biraz yorulunca da oturmuştuk banklara. Karşıda Karşıyaka pırıl pırıl parlıyordu. Ben henüz her şeyin çok başında olduğum için hayran hayran bakıyordum İzmir‘e. O sırada da oda arkadaşım da dertli miydi yoksa bana kastı mı vardı bilmiyorum ama “dur telefonumdan müzik açayım” dedi. Bir süre bekledikten sonra o şarkıyı çalmaya başladı. İlk defa dinliyordum ama resmen taş kesilmiştim. Sözünden müziğe kadar herşeyiyle mükemmel bir şarkıydı. O an, o kadar mutluyken bile beni ağlatmayı başarabilmişti. Hayatım boyunca beni ilk anda bu kadar etkileyen bir şarkı henüz daha olmadı. Bu saatten sonra da biraz zor. Eskisi gibi müzik odaklı bir hayat yaşamıyorum neticede artık. Ama şimdi, birden bire geldi aklıma bu olay. Bu şarkı. Neden? Nedensiz… Bir şarkının bütün sözleri, hatta tek tek her kelimesi nasıl bu kadar acı verici olabilir ki?
Son olarak, masamdaki resimler bir eski filme döndüler, her gün aynı sahneler, içinde kendimiz deyip noktalamak isterim bu yazıyı da.
Tags: ağlamak, Alsancak, anı, İzmir, hatıra, hatırlamak, hüzünlenmek, karşıyaka, Kordon, müzik, pinhani, unutuldular
22
May
Posted in Saçmaladıklarım | 2 Comments »

Çok mu stereotip bir başlık oldu? Neyse… Bu sene KoçFest 21 Mayıs’ta -yani dün- Ege Üniversitesi‘ndeydi. Aslı ve MvÖ geliyordu şenlikler kapsamında. Ee MvÖ’yü kim kaçırır ki? Yerimizi daha Aslı sahnedeyken almıştık. Gerçi çok kalabalıktı, MVÖ’den 1-2 şarkıyı dinleyip gidelim dedik yoksa dayanamayacaktık ama MvÖ sahneye çıkınca işler değişti tabii ki.
Öyle bir şey yoktu ya. Zaten alan dolup taşmıştı, yollar bile insan kaynıyordu ve herkes bangır bangır şarkılara eşlik ediyordu. Biz de arkadaş grubu olarak şarkı aralarında halay filan çekip eğleniyorduk. Hahaha, her yerin en kezbanı biz olmalıyız! =)
En sevdiğim şarkılarda da bizim Rapçi’nin sırtına çıktım sahneyi görebileyim diye. Acayip eğlenceli bir şeymiş omuzda konser izlemek. Hahaha =D Ama en çok Darbe‘de kendimden geçtim diyebilirim. Çocuğun sırtını kırmış bile olabilirim şarkıya eşlik edeceğim derken =Pp Darbe çalarken, sahnenin arkasındaki ekrandan 12 Eylül görüntüleri geçiyordu bu arada. Bence çok güzel bir detaydı. Mini’mle “asmayalım da besleyelim mi” kısmında kendimizden geçtik. Mitişti. =D
Konserin sonuna doğru o kadar insan seli dağılmadan erkenden kaçalım dedik. İyi de yapmışız. Bilenler bilir, Bornova‘da Birada diye bir mekan var. Oraya gittik. Herkes içkisini aldı. 8 kişi miydik neydik bu arada. Biraz içtik eğlendik ama nasıl dans etmek istiyoruz anlatamam. Bir de öyle tekno filan değil, baya göbek atmak istiyoruz. Gittik, kendimize göbek atmalık şarkılar seçtik oyna babam oyna.
Müşterilerin çoğu kendi aralarında muhabbeti kesip bizi izleyip alkışlıyordu, hatta bir ara garsonun teki de bizimle dans etti. Koptuk zaten ona. =D Bizim şipşakçı da garsona “abi, müşterileri kaçırmayalım?” diye sormuş, garson da “yeter ki siz gitmeyin, ortamı renklendirdiniz” demiş. Onun gazıyla ben ortada çok güzel bir İbrahim Tatlıses halayı çektim şipşakçıyla.
Gecenin sonunda, saat 2′yi geçerken barı kapatıyorlar diye çıkmak zorunda kaldık. Yoksa, bize bıraksalar, biz sabahlardık. =D Giderken sex on the beach shot atıp çıktık, hani tam cila çektik yani.
Sonrası mı? Sonrası eve gidip zıbarmak ve ertesi gün -yani bugün- derslerde uyuklamak.
Tags: aslı, şenlik, band, birada, bornova, Eğlence, festival, grup, konser, müzik, mor ve ötesi, music, mvö, rock, türkçe rock
25
Mar
Posted in Müzik Kutusu | No Comments »

Detone muhteşem bir grup! Ver O Güzel Gözlerinden Birini adlı şarkıyı mutlaka dinleyin. Buyrun size müthiş eğlenceli bir Detone şarkısı :
Mor Yazma
Aşık oldum kapıldım hissine istedim babandan
Buyum ben dedim bak hiç tükenmedim düşmedim yakandan
Hep allem ettin ne kullem ettin mezsimi kuruttun
Tarlayı sattım bağı mağı bozdum alamadım babandan
Ne yapsam ne etsem koptum gittim ben üzülme sen
Kaldım şehirlerde sen bana kızma hep
Haber vercem ben sana moralini bozma
Bilemiyom nezaman geri gelecem
Alacam o yerlerden sana mor yazma
Ulaşın: MySpace
LastFm
Tags: alternatif, detone, grup, müzik, mor yazma, mp3, rock, ver o güzel gözlerinden birini
13
Jan
Posted in Saçmaladıklarım | No Comments »

Blog’umun tee en altında, footer bölümünde dikkatinizi çekmesi gereken bir adet müzik dinleme aparatı var. Orayı arada kafama göre, tamamen kendi zevkime göre düzenlemekteyim. Arada dinleyin, şarkıları paylaşalım. Kendi sevdiği şarkıyı da dinlemek isteyen olursa bana bir not fışkırtı versin (mail adresimi şurada bulabilirsiniz) ya da bu yazıya yorum olarak da yazabilirsin. Şimdilik Robbie Williams – Supreme var. Hadi bakam dıpsçık.
Not: Robbie Williams bence Türkiye’ye gelsin, bizde kalsın.
Tags: aparat, şarkı, müzik, türkü
13
Jan
Posted in Müzik Kutusu | No Comments »

Zira finallerle filan boğuşuyorum ama Katy Perry‘nin albümü cidden çok iyi olmuş. Sadece I Kissed A Girl’e bakıp yargılamayın (zira o bile hoş bir parça). Albümün geneli 80′ler poptan nostaljik bir hava sunmuş bizlere, ben o melodileri çok beğendim. Kaldı ki Katy Perry’nin sesi de hoş. Hoş ses hoş melodilerle birleşince “One Of The Boys” albümü oluşmuş işte. Şu ana kadar en çok sevdiğim “Lost” sanırım. Sizlere de albümü tavsiye etmekteyim.
Tags: albüm, i kissed a girl, katy perry, lost, müzik, music, one of the boys
1
Dec
Posted in Müzik Kutusu | No Comments »

sinnerman where you gunna run to
sinnerman where you gunna run to
where you gunna run to
all on that day
well i run to the rock
please hide me i run to the rock
please hide me i run to the rock
please hide me lord
all on that day
well the rock cried out
i can’t hide you the rock cried out
i can’t hide you the rock cried out
i ain’t gunna hide you god
all on that day
i said rock whats a matter with you rock
don’t you see i need you rock Read the rest of this entry »
Tags: şarkı sözü, madmen, müzik, nina simone, sinnerman
17
Oct
Posted in Saçmaladıklarım | No Comments »

Kimi insanlar çoğu şeyi unutur kimi insanlar hatırlar, kimileri hafızalarının ne yönde çalıştığını anlayamazlar. Ben 3. gruba aidim. Ne unutup neyi hatırladığımı, hafızamın bu anıları neye göre ayırdığını asla anlayamıyorum. Hemen bir örnek; ertesi gün arkadaşıma bir kitap ödünç vereceğimi unutuyorum da 4 aralık 1997′de sosyal bilgiler sınavına girdiğimi unutmuyorum mesela. (tarih gerçek
)
Bir de hafızalarımızın belli bir kodlama sistemi var ya. İşte o beni hem çok mutlu ediyor hem de bazen melankolik yapıveriyor. (Hafızanın bilinçüstüne çıkardığı anıya bağlı tabii bu duygu dalgalanmaları.) Read the rest of this entry »
Tags: anı, anılar, annem, şarkı, beyin, Geçmiş, hafıza, hatırlamak, koku, müzik
7
Oct
Posted in Atatürk, Saçmaladıklarım | 3 Comments »

Sonunda İzmir’deyim.
[Ve sonunda bu cümleyi de yazabildim.] 20 saatlik bir otobüs yolculuğunun ruhumda bıraktığı derin yaraları sarmakla meşgulum şu sıralar. Okulum da başladı. En yakın arkadaşlarım eve çıktı oh mis =) Hayatım güzel ilerliyor yani.
Fakat -aman Allah’ım- neydi o yol öyle! Hâlâ arabadayım ve sallanıyorum sanki. Sürekli oturmaktan diz kapaklarım şişip morardı, üstelik 20 saat boyunca tek bir dakika bile uyuyamadım. Yol arkadaşım da cam kenarını kapmış olduğundan gayet rahat yayılıp uyudu. Ben de verdim müziği verdim müziği. Kulaklarım ve beynim kendinden geçti.
Olayın tek iyi yanı Varan’la geldiğim için koltuklar filan rahattı. Ankara’dan geçiş her zamanki gibi çok güzeldi. O kadar dağın arasından geçip, sarı ışıklı Ankara’ya varınca kendimi çok mutlu ve enerjik hissediyorum. Ayrıca bilen bilir, tam bir sarı sokak lambası hastasıyımdır.
Aklıma gelmişken; yemeğimden ölü karıncalar çıktı.
Biraz bölük pörçük yazdım kusura bakmayın ama kafamı hâlâ toparlayabilmiş değilim. Şimdi yarınki dersim için Decorum’u okumaya gidiyorum. Belki biraz kendime gelirim.
Tags: ankara, bir, hikayesi, müzik, seyahat, uyumak, varan, yol, yolculuk