Archive for the Hayatın İçinden Category

Gerginlik Yaratmak ve Mağduru Oynamak

Posted in Hayatın İçinden | No Comments »

İktidar için iki konu oldukça önemlidir. Birisi gerginlik yaratmak, diğeri ise mağduru oynamaktır.

Gerginlik yaratıldığı zaman tabanın dağılması önlenir. Taban partisine sıkı sıkıya sarılır. Çünkü gerginlik ortamlarında saflar netleşmektedir.

İktidar bu nedenle sık sık gerginlik siyasetine başvuruyor!

Mağduru oynamak da bizim ülkemizde geçerlidir. Duygusal yapımızdan olsa gerek, nerede bir mağdur görsek acır ve destek veririz!

İktidar mağduru oynamayı da seviyor…

                Şiir okuma mağduriyeti! İle başladı süreç. Başörtüsü mağduriyeti ile devam ettirildi… Kendilerini iktidara taşıya 28 Şubat mağduriyeti ise bugün de kullanılmaktadır.

Oysaki 28 Şubat, Erbakan’a “dur” demek ve Erdoğan’a da “geç” demek için gerçekleştirilmiştir. Laiklik vurgusu ise şaşırtmacadır!

28 Şubat, ABD kontrolünde “Ilımlı İslam” anlayışına geçmenin son hamlesi idi… “Milli görüş gömleğimi çıkardım” sözü de önemli bir işarettir.

Aynı 28 Şubat ile başlatılan türban gösterileri ise iktidara kitle desteği yaratmak için planlanmış organize eylemler idi…

Değişen hiçbir şey olmadığı halde bu eylemlerin bıçak gibi kesilmesi de anlamlıdır! Tıpkı terörün 12 Eylül sabahı bit(iril)mesi gibi…

                Başbakan bugünlerde yine gerginlik ve mağduriyet politikalarını uygulamaktadır. Acaba ufukta bir erken seçim mi var?

Başbakan seçmen tabanının dağılmasını önlemek mi istiyor?

Aşırı sert ve gergin tavrı ve öfkeli konuşmaları tabanını etrafında tutmak için mi? Herksele kavgalı olmasının bir nedeni de bu mudur?

Aradan bunca zaman geçmesine rağmen bugün neden eşinin GATA’ ya alınmamasını gündeme taşıdı? Ve bu konuyu günlerdir yandaş medya ele alıyor…

Bayram değil seyran değil!

Zorda kalınca gerginlik yarat, oy oranı düştükçe de mağduru oynamaya devam et… İktidar için iki sihirli ilaç…

Oysa asıl mağdur günlerdir Ankara’nın ayazında hak arayan TEKEL işçilerdir.

Asgari ücretle geçinmeye çalışanlardır.

Özelleştirme mağduru 4C ‘ye mahkûm edilen işçilerdir.

İşsizlerdir, atanamayan öğretmenlerdir, tarım çalışanlarıdır…

%47 oy almış ve iki dönemdir iktidarda olan bir parti ve onun genel başkanı asla mağdur değildir. Olsa olsa onlar mağrurdurlar!

TEKEL işçilerine tepeden bakmaları da bu mağrurluğun göstergesidir.

Sendikaların, TEKEL işçilerinin direnişine destek için almış oldukları bir günlük iş bırakma kararına Memur-Sen destek vermedi.

İktidar yandaşı olma nimetlerinden yararlanan Memur Sen, aslında tam bir mamur-sen’dir. Hem de dört başı mamur-sen…

Neden iktidarın tutumuna karşı bir eyleme destek versin ki?

<alıntı>

İzmir’den Eyleme Tam Destek

Posted in Hayatın İçinden | 1 Comment »

TEKEL işçileriyle dayanışma amacıyla sendikaların aldığı bir günlük ”Çalışmama Hakkını Kullanma” eylemine İzmir’den tam destek geldi.

Belediye işçilerinin üye oldukları sendikaların eyleme katılması nedeniyle belediye otobüsleri çalışmadı. Sabah saatlerinde otobüs duraklarına gelen yurttaşlar, iş yerlerine ulaşmada güçlük çekti. Birçok yurttaş, ortak taksi tutarak sorunu çözmeye çalışırken, aracı olan bazı yurttaşlarda duraklarda bekleyenleri araçlarına aldı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, belediye otobüslerinin saat 13.00′den sonra hizmet vereceği belirtildi.

Açıklamada İtfaiye, Eşrefpaşa Belediye Hastanesi ve Huzurevi’nde verilen hizmetlerde herhangi bir aksama olmadığı ifade edildi.

<alıntı>

 

Ekmek kavgasının ve yaşama hakkının  ortak payda olduğu anlarda birleşen işçiler ve diğer tüm destek verenler umarım seslerini çıkarmaya sonuç alana kadar devam ederler. Sendikalaşmanın amacı ve önemi umarım herkese ders olmuştur, herkesin gözünü açmıştır.

 

Not: İzmir katılımı Kanal D’de söylendiğine göre 70.000 imiş.

Dark Tranquillity Türkiye Turnesi İptal

Posted in Hayatın İçinden | No Comments »

Şu an öğrendiğim bir haberi, son dakika olarak geçmek istedim. Bilet satışlarının azlığı (?) nedeniyle Dark Tranquillity Türkiye turnesi iptal olmuş arkadaşlar. Kararı grubun kendisi değil, Unirock organizatörleri almış duyduğuma göre.

Türkiye’de metal müzik konserleri -hele ki İstanbul dışında yapılacaksa- genelde az bilet satışıyla gerçekleşir. Bizim buralarda ( :-P ) bu konserler küçük yerlerde döner. Sen Dark Tranquillity gibi bir grubu Türkiye turnesine çıkartmayı gözden çıkardıysan, bunun reklam masrafını da gözden çıkaracaktın Sayın Yetkili. Benim gibi sıkı bir DT fanının bile bu haberi Ekşi Sözlük‘ten öğrenmesi sizin de aklınızda bir ampul yakmıyor mu?

Evet, ben şu an hem çok üzgün hem de çok sinirliyim. “İstanbul’a gelse bile giderim” diye gözümü kararttığım grubun İzmir‘e, hatta Bornova‘ya, ayağımın dibine geleceğini öğrendiğim anda aydınlanan dünyam şu anda kararmış durumda. Hani bir şarkıda diyor ya; “too good to be true” diye. Yoksa bu da öyleydi de, ben mi kendimi kaptırdım? Peki ya ben şu dünyada Mikael‘i dünya gözüyle göremezsem, kursağımda kalan hevesimin hesabını kim verecek?

Sorularıma cevap istiyorum.

30 Ağustos Zafer Bayramı

Posted in Hayatın İçinden | 1 Comment »

Aman Çok Açılmayın !

Posted in Hayatın İçinden | No Comments »

Son günlerin en çok kullanılan sözcüğü “açılım” oldu. Bu şifreli sözcük ülkemizin terör örgütü ile dolaylı görüşmeleri için kullanılmaktadır.

Hatırlarsanız bir süre önce Hasan Cemal Kandil’e gitti. Kandil’de terör örgütünün liderlerinden Karayılan ile dört saat görüştü ve o görüşmeyi günlerce köşesinde yazdı

O yazılara bakacak olursak günümüze dair ipuçları bulabiliriz. Karayılan sorunun çözümü için Kandil’in, İmralı’nın veya DTP’nin muhatap alınması gerektiğini, bu olmaz ise isimlerini verdiği “akil adamlar”ın arabuluculuğuna gidilmesini öneriyordu!

Hasan Cemal’in Kandil ziyareti ve seri köşe yazıları ile yine o dönem Cumhurbaşkanının söylediği “tarihi fırsat” sözleri arasında bir paralellik görülebilir.

Ya da şu soru sorulabilir. Hasan Cemal Kandil’e gazeteci olarak mı gitti, yoksa “açılım” öncesi “tarihi fırsat” söylemcilerinin temsilcisi olarak mı gitti?

Sürece bakacak olursak, bir yol haritası var ve o yol haritasına göre “açılım” yapılarak “tarihi fırsat” yakalanmaya çalışılıyor!

Bu izlenen süreç acaba iç dinamiklerin ürünü müdür? Değildir. Bu süreç ABD Başkanı Obama’nın yeni Irak stratejisi gereği başlatılmıştır.

Irak’tan çekilecek olan ABD, çekilme sonrası bölgede yeni yapıyı oluşturmak istemektedir. Tüm süreç bu yeni yapı içindir.

Yani “açılım” bir ABD planıdır.

Ülkemizde “açılım” destekçileri de, ABD planına “evet” diyenlerdir. O zaman şu soruyu sormak gerekiyor.

Terör örgütüne en büyük desteği hangi ülke veriyor?

Kuklaları görürüz de kuklacıyı perde arkasında olduğu için göremeyiz. Kaldırın perdeyi, ardında kuklacı olarak ABD görülecektir.

“Açılım” deniyor ama içeriği hakkında netlik yok. Yani belirsiz bir süreç… Bizi nereye götüreceği belli değil. Bu, kervan yolda düzülecek demektir.

O nedenle her kafadan ayrı bir ses çıkıyor.

Hatta, İçişleri Bakanının da katıldığı Polis Akademisi toplantısına katılan “yandaş gazeteciler” dahi farklı öneriler de bulundular.

Bunun nedeni açıktır. Çünkü işin aslını ve neler planlandığını bilen şimdilik sadece Washington’dur!

Bizimkiler beyin fırtınası yapıyor… Kamuoyunu hazırlıyorlar…

Aslında dananın kuyruğu 15 Ağustos da kopacaktır. Çünkü o gün (PKK’nın Şırnak ve Eruh baskınlarını yaptığı tarihin yıldönümünde) İmralı’da mahkum olan Öcalan bir “yol haritası” açıklayacak!

Acaba “açılım”ın içeriği bu nedenle mi saklanıyor? “Açılım” ile “yol haritası” arasındaki paralellikler sorun mu yaratır?

Sorular… sorular… o kadar çok soru var ki

Acaba Öcalan’ın açıklayacağı “yol haritası” özgün bir plan mıdır? Washington’un etkisi var mıdır?

Müebbet almış bir örgüt lideri bu denli rahat ve açık bir “yol haritası” açıklaya bilir mi?

Bir soru daha.

Mustafa Balbay, Öcalan’dan daha mı suçlu?

Balbay diyor ki, savunma hazırlama koşullarımız yok. Ama Öcalan için “yol haritası” açıklama koşulları var!..

Biri müebbet, biri sadece tutuklu…

Ve on gündür elektiriklerin kesik olduğu koşullarda savunma hazırlamaya çalışıyor. “Adaleti mumla arıyoruz” diyor Balbay…

Açıla açıla taaa Atlantik ötesine kadar açıldık. Şimdi bize Washington mutfağında özel soslar ile hazırlanmış “açılım” adını verdiğimiz çorba içirilmeye çalışılıyor.

Bu çorbanın sindirimi halkımız için zordur.

Polis Akademisi’nden çıkan gazetecilere bakacak olursak “açılım” çorbası iyidir.

İktidar da halkımıza “açılım” çorbasını övüyor.

Başka övücüler de var…

Halkımız yanıltılarak içmeye ve sindirmeye yöneltiliyor. Unutmayın ki zehir içmeden etki yapmaz

Karar sizin.

Çözüm mü? Mutlaka gereklidir. Ama emperyalist planlar ışığında değil. Sorunu yaratanlar zaten bu çözüm(!) için yarattılar.

Çözümü cumhuriyetin kuruluş felsefesinde aramak gerekiyor. Eşit yurttaşlık ve feodalizmin tasfiyesi ile Kemalist halkçılık anlayışı hareket noktamız olmalıdır.

Emperyalizmi de, işbrlikçilerini de işimize karıştırmadan sorunu çözmeliyiz. Çözüm, çözülmeyi getirmemelidir.

* Hilmi Taşkın

Ölüm

Posted in Hayatın İçinden, Saçmaladıklarım | 1 Comment »

Çok acı… Yakından tatmak çok daha acı… Hayatıma yön veren güzel insan, seni hiç unutmayacağım. Öğütlerin kulağımda, sözlerin aklımda. 1 sene sonra Almanya’dan sana el sallayacağım, söz veriyorum. Ve her şey için teşekkür ediyorum. Hayatımda yarattığın farklılıklar için özellikle… Şimdi komm doch’u kimse sizi gibi çeviremeyecek ama sizin çevirileriniz hep hatıramı/zı meşgul edecek. Siz çok özeldiniz. Hâlâ çok özelsiniz. Tanrı’ya Almanca öğretmeyi unutmayın! Auf wiedersehen!

2 Temmuz 1993

Posted in Hayatın İçinden | No Comments »


MADIMAK HÂLÂ CAYIR CAYIR YANIYOR !

Maykıl !

Posted in Hayatın İçinden | 1 Comment »

İnanamıyorum. Öz ve net olarak bunu söyleyebilirim sanırım. Ölüm haberini aldığımda arkadaşlarla oturuyorduk. Birden telefonuma mesaj geldi. Gece saat 02:00 civarları. Gecenin o saatinden boş boş ekrana bakıp arkadaşlata “maykıl ceksin ölmüş” dedim, herkes gülmekten öldü. O saatte söyleyebileceğim en anlamsız şeydi belki de. Ben de güldüm, kötü bir şakaydı sadece. Fakat ertesi gün haberlerde gördükçe aymaya başladım. Nasıl olur aklım alamadı bir türlü. Micheal Jackson, ya da Madonna ya da bu tarz sanatçılar. Onlar ölemez gibi gelir ki bana hep…

~

Posted in Hayatın İçinden | No Comments »

Ve ben çekip giderim;
Bir nehir akıp gider !

Cumhuriyet !

Posted in Atatürk, Hayatın İçinden, Saçmaladıklarım | No Comments »