24
Aug
Posted in Saçmaladıklarım, Şiir | 2 Comments »
Çok tehlikeli! Yılmaz Odabaşı alarmı vermeye başladım. Üstelik bu sefer oldukça nedensiz bir şekilde bağlandım “Konuşsam Sessizlik, Gitsem Ayrılık” adlı kitabına. Çok fena.
DİLİ OLSA
I
Külhan
Ve çıplak bir bulut yüreğimde
Bir bulut altında ne martılar ne deniz
Bakın
Y ı k ı m l a r g ö r e c e k s i n i z !
DİLİ OLSA
I
Külhan
Ve çıplak bir bulut yüreğimde
Bir bulut altında ne martılar ne deniz
Bakın
Y ı k ı m l a r g ö r e c e k s i n i z !
Tags: Şiir, dili olsa, Yılmaz Odabaşı
5
May
Posted in Şiir | No Comments »
ben vursam kendimi vuracaktim.
burdan buyrun >>>
Tags: attila ilhan, cinayet saati
11
Apr
Posted in Şiir | No Comments »
I’m messing with your head again, dose of your own medicine
Tags: Şiir, dose, head, medicine, mess, poem, quote, söz
9
Apr
Posted in Müzik Kutusu, Saçmaladıklarım, Şiir | No Comments »
“
Turn down the love songs that you hear
‘Cause you can’t avoid the sentiment
That echoes in your ear
Robbie Williams ~ Hayatımın ilk aşkı, büyük ihtimalle de son olacak =D Neredeyse 8 sene oldu yahu kolay mı? Kendimi bildim bileli platoniği kendisine. Bu kadar vicdansızlık olmaz ama he, taş olsa çatlar. Şöyle bir gün Robbie’ye malum olsa ya, “Türkiye’de bir kız var” filan diye. Gelip bizde kalsa ya. Ya da ben Londra’ya gidem. (Daha mantıklı =)) “I just wanna feel real love fill the home that I live in.” Yaa, daha ne diyim? Çok amaçsız bir yazı bu, sadece yazmak için yazdığımın farkındayım ama adama olan aşkım resmen kabarık bir halde salı gününden beri. Nasıl 7/24 dinliyorum, anlatamam ya. Masaüstümü yine kendisiyle doldurdum. Brava bana! Du bakalım, ne zaman durulacağım.
Tags: robbie williams, supreme
6
Apr
Posted in Şiir | No Comments »

Ölümüm senden olur
Bilinsin
Ne uçsuz bir kan akışı
Ne buğusu kadehte rakının,
Ela ve sonsuz bir teneşir uykusu
Gözlerinin ağlamaklı bebeğine…
Acemi zamanlar silinsin
Ölümüm senden olur
Bilinsin
Sen istesen aslında
Bütün kafiyeleri eskitirsin
Aklında kalmayacak aklım
Başka kollar başka sarılmalar
Ve her defasında alsancak
Platonik rutubet kokacak
Aklına bir fikir gelecek
Bir çift iri memenin kuşkusuna
Fidye vereceksin
Bütün iklimlerin feri silinsin
Ölümüm senden olur
Bilinsin
Gözlerin bir içim çaydı bizansta,
Gözlerin,
Ela teneşir uykularıma kapanan kırık pencere…
*Yılmaz Erdoğan
Tags: aşık olmak, aşk, aşk acısı, acı, ayrılık, Şair, Şiir, ölüm, kavuşmak, sebep, sevmek, yılmaz erdoğan
1
Apr
Posted in Şiir | No Comments »

Nothing matters
But flopping on a mattress
With cheap dreams and a beer
As the leaves die and the horses die;
And the landladies stare in the halls;
Brisk the music of pulled shades,
A last man’s cave
In an eternity of swarm
And explosion;
Nothing but the dripping sink,
The empty bottle,
Euphoria,
Youth fenced in,
Stabbed and shaven,
Taught words
Propped up
To die.
*Charles Bukowski
Türkçesi için sizi şöyle alayım >>>
Tags: 2 peem beer, öğleden sonra 2 birası, ömür, bira, gençlik, hayat, yaşam, yaşlılık
22
Mar
Posted in Şiir | No Comments »

Ellerime lekeler bulaşıyor,
İMDAT!
Yürüyemiyorum,
Koşamıyorum,
Hep aynı vuruşlarında saatin
Hep aynı seslerdeyim
Ve aynı gözlerde buluştuğumuzda
Tenime lekeler bulaşıyor
Her dokunuşunda
İMDAT!
Çıkmaz yollar iyice çıkmaz oluyor
Ve sen, en umarsız halinle
Gülüyorsun…
*Aşık oluyorum!
Ve,
Senin ellerin temiz,
Benimki boydan boya toz.
Tags: aşk, Şair, Şiir, duman, imdat, leke, sevgi, toz
22
Mar
Posted in Şiir | No Comments »

Yalnızca kalbim mi kırıldı sanıyorsun?
Bu bilmemkaçıncı bozgundan yenik düşerken,
Yorgun bir savaşçının vakuruyla
Sen sadece kalbimi mi kırdığını sanıyorsun?
Yanılıyorsun…
Aylardır, yıllardır
Aynı dilin kesiği bendeki
Aynı yaranın tuzu
Birincisinden binincisine kadar
Hep aynı kavganın mağlubiyeti
Sen sadece kalbimi kırdığına inanma
Böylesi, seni teselli eder yalnızca
Yaşanmamış bütün zaferlerimin coşkusu
Gelir kör düğüm atar o güzel adına
Çünkü çok uzun zamandır
Aynı etin sızısı bendeki
Seni her gördüğümde,
İlk defa kesiliyor gibi
*17032009
Tags: aşk, acı, ayrılık, Şair, Şiir, et, kesmek, platonik
20
Jan
Posted in Şiir | No Comments »

İstanbul’da, Boğaziçi’nde,
Bir garip Orhan Veli’yim;
Veli’nin oğluyum,
Tarifsiz kederler içinde.
Urumelihisarı’na oturmuşum
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum:
“İstanbul’un mermer taşları;
Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları;
Gözlerimden boşanıyor hicran yaşları;
Edalı’m,
Senin yüzünden bu halım.”
“İstanbul’un orta yeri sinema;
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;
El konuşur, sevişirmiş, bana ne?
Sevdalı’m,
Boynuna vebalim!”
İstanbul’da, Boğaziçi’ndeyim.
Bir fakir Orhan Veli;
Veli’nin oğlu,
Tarifsiz kederler içindeyim.
Orhan Veli Kanık
Tags: Şiir, İstanbul Türküsü, istanbul, Orhan Veli Kanık